Son yıllarda sosyal medya platformlarında fotoğraf estetiği köklü bir değişim geçiriyor. Bir zamanların kusursuz ışıklandırılmış, ağır filtreli ve profesyonel çekim hissi veren kareleri artık eskisi kadar ilgi görmüyor. 2026 itibarıyla kullanıcıların dikkatini çeken ve etkileşim alan içerikler; daha ham, daha doğal ve hatta teknik olarak “kusurlu” sayılabilecek fotoğraflar oluyor. Bu durum yalnızca geçici bir trend değil, dijital kültürde yaşanan daha büyük bir dönüşümün yansıması.
Son yıllarda yapay zekâ destekli görsel üretim araçları inanılmaz bir hızla gelişti. Tek bir metinle gerçekçi portreler, ürün fotoğrafları ve hatta sinematik sahneler oluşturmak artık mümkün. Bu gelişmeler, doğal olarak şu soruyu gündeme taşıyor: AI ile fotoğraf üretimi, fotoğrafçılığı tamamen bitirecek mi?
Fotoğraf sanatı her yıl evrim geçiriyor. Teknolojinin ilerlemesi, sosyal medya platformlarının talepleri, yapay zekâ destekli düzenleme araçları ve izleyici beklentileri fotoğraf stilini doğrudan etkiliyor. 2026 yılında iki ana yaklaşım öne çıkıyor: gerçekçi (realistic) fotoğrafçılık ve sinematik (cinematic) estetik.
Fotoğrafçılık artık yalnızca çekim yaparak gelir elde edilen bir alan değil. Dijital ürünlerin yükselişiyle birlikte fotoğrafçılar, bilgi birikimlerini ve estetik anlayışlarını pasif gelire dönüştürebiliyor. Bu dönüşümün merkezinde preset ve filtre satışları yer alıyor. Peki preset ve filtre nedir, nasıl satılır ve neden bu kadar etkili bir pasif gelir modelidir?
Fotoğraf düzenleme, uzun yıllar teknik bilgi ve ciddi zaman gerektiren bir süreçti. Yapay zekâ (AI) destekli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte bu durum köklü biçimde değişti. Artık birkaç tıklamayla gökyüzünü değiştirmek, cilt kusurlarını gidermek veya düşük çözünürlüklü bir fotoğrafı netleştirmek mümkün. Peki bu araçlar gerçekten profesyonel beklentileri karşılıyor mu, yoksa geçici bir trend mi?